SEO “kalıcı talep” üretir; dijital reklam ise talebi “hızlıca yakalar”. Doğru strateji, hangisinin daha iyi olduğunda değil; sizin hedefinizin (lead, satış, marka araması, randevu, sepet) hangi kanalı daha verimli çalıştırdığında saklıdır.
Grafidoka yaklaşımında ilk soru şudur: Kitle sizi zaten arıyor mu, yoksa siz mi kitleyi bulmak zorundasınız? Arama niyeti yüksekse (fiyat, yorum, en iyi, yakın) SEO + Arama Ağı birlikte güçlü bir omurga kurar. Keşif gerektiren alanlarda ise sosyal/video, içerik serileri ve yeniden pazarlama akışı daha hızlı sonuç üretir.
Buradaki kritik fark “kanal seçimi” değil, mesajın sıralamasıdır: Önce güven → sonra teklif → sonra aksiyon. Reklam bütçesi, net olmayan bir vaadi büyütemez; yalnızca daha fazla kişiye gösterir. Bu yüzden stratejiyi, önce vaadi sadeleştirerek başlatırız.
“Daha fazla gösterim değil; doğru niyete doğru vaadi taşıyan kurgu büyütür. Strateji yoksa bütçe sadece hızla tükenir.”
İrem Atabeyoğlu
Peki sizin için doğru reklam stratejisi hangisi? Cevap genelde şu denklemdedir: Hız istiyorsanız performans ağırlık, dayanıklılık istiyorsanız SEO ağırlık; en sağlıklısı ise ikisini aynı sistemde çalıştırmaktır.
SEO, markaya “organik güven” ve uzun vadeli görünürlük kazandırır. Reklam, doğru hedefleme ve teklif kurgusuyla talebi hızlandırır. İkisi birlikte kurulduğunda; reklamlarla gelen trafik SEO’nun kalitesini, SEO’dan gelen içgörüler de reklamın verimini artırır.
- Hızlı talep/lead: Arama Ağı (Search) + net teklif + iyi açılış sayfası
- E-ticaret satış: Performans kampanyaları + ürün kataloğu (feed) + güçlü fırsat
- Marka büyütme: Video/YouTube + sosyal keşif + seri kreatif içerikler
- Sepeti tamamlama: Remarketing + segmentli mesajlar (fiyat/yorum/fayda)
- Yerel işletme: Harita/konum odak + arama/WhatsApp dönüşümü
- B2B & yüksek fiyat: Lead form + içerik/teklif indirimi + CRM takip akışı
Her Projeye Yaratıcı Yaklaşım
Doğru reklam stratejisi; platform listesinden değil, doğru mesaj + doğru sayfa + doğru ölçüm üçlüsünden doğar. Grafidoka’da önce hedefi netleştirir, sonra SEO içgörüleriyle niyeti okur, ardından kreatif ve performansı tek bir sistemde birleştiririz. Sonuç: görünürlük değil, ölçümlenebilir büyüme.